Hz Hüseyin ve Kerbela Faciası

Hz Hüseyin ve Kerbela Faciası

Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edildiği Kerbela olayının 1339. yılı muharrem ayının onuncu gününe denk gelen 09 Eylül Pazartesi günü yad edilecek. Irak'ın Kufe kenti yakınlarındaki Kerbela Çölü'nde 10 Ekim 680'de Emevi Devleti'nin 2'nci halifesi Yezid bin Muaviye tarafından Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edilmesi, İslam tarihinde asırlardır dinmeyen bir acı olarak yer aldı.

28 Ağustos 2019 - 14:33 - Güncelleme: 03 Eylül 2019 - 14:54

İslam tarihinin siyasi kırılma noktası: Kerbela

Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edildiği Kerbela olayının 1339. yılı muharrem ayının onuncu gününe denk gelen 09 Eylül Pazartesi günü yad edilecek.
Irak'ın Kufe kenti yakınlarındaki Kerbela Çölü'nde 10 Ekim 680'de Emevi Devleti'nin 2'nci halifesi Yezid bin Muaviye tarafından Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edilmesi, İslam tarihinde asırlardır dinmeyen bir acı olarak yer aldı.


Müslümanların kanayan yarası, İslam tarihinin en acı olaylarından biri. Peygamber Efendimiz (s.av.) in sevgili torunu Hz.Hüseyin’in ve yakınlarının, Yezid ve adamları tarafından acımasızca ve hunharca katledildiği yer Kerbela. Kerbela deyince yüreğimizden bir şeyler kopuyor, o ağır vaka üzerinden yüzyıllar geçse de zihinlerimizde tazeliğini koruyabiliyor. Elbette ki her fani vakti geldiğinde ruhunu teslim edecek. Ölüm sebepleri farklılık gösterecek ancak bu kadar ağır bir vaka olursa, ne olursa olsun zihinlerden çıkmıyor. Kerbela olayının çıkış sebebine değinelim:

Dördüncü Halife Hz. Ali, bir harici tarafından şeht edilince, Hz. Hasan halifeliği yapılan tertipler sonucunda Muaviye’ye bırakmak zorunda kalmıştı. Fakat Muaviye’den sonra halifelik, Hz. Ali’nin diğer oğlu Hz. Hüseyin’e devredilecekti.  
Muaviye öldükten sonra yerine söz verildiği gibi Hz. Hüseyin değil de, yine bir tertip sonucu Muaviye’nin oğlu Yezid geçmiştir. Fakat Yezid’in halifeliğine tepkiler oldukça fazla olmuştur. Çünkü halifenin demokratik yollardan seçilmesi gerekiyordu ve Yezid’in halifeliği ile halifelik makamı saltanat usulüne çevrilmiş bulunuyordu. Yezid, halifelik makamına geçer geçmez iktidarını ve otoritesini sağlamlaştırmak maksadıyla Medine valisine, kendisine itaat etmeleri konusunda mektup yazmıştı. Diğer taraftan, Kûfe halkı ise Hz. Ali’ye sıkı sıkıya bağlı olduklarından Yezid’in halifeliğini tanımak istemediler. Ayrıca, Emeviler dönemi ile birlikte başkent, Şam’a taşınmıştı ve Kûfe’nin gelirlerinde de gözle görülür azalmalar yaşanmıştı. Tüm bu nedenlerden ötürü Kûfe halkı, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’e mektup yazarak kendisine bağlılıklarını bildirdiler ve onu Kûfe’ye davet ettiler. Hz. Hüseyin, kendisini Kûfe’de kalabalık bir grubun beklediğini düşündüğünden bu daveti kabul etti ve Kûfe’ye gitti.


Yanına ailesini de alarak Kûfe’ye giden Hz. Hüseyin’in ordusu ile Yezid’in ordusu Kerbela’da karşılaştı. Hz. Hüseyin’in ordusundaki (ne kadar ordu! denilebilirse) kala kala 70 adama karşılık, Yezid’in ordusunda 4500 kişi olduğundan bu mücadele, Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin şehadetiyle sonuçlandı. Hz. Hüseyin’in ailesi esir alındı ve kanlı bir şekilde biten bu olay, tarihe Kerbela Olayı (Katliamı) olarak geçti. Ne yazık ki, Hz.Hüseyin ve yakınlarını hunharca katleden Yezid’in ordusunun başında, hayattayken cennetle müjdelenmiş on sahabeden biri olan Sa’d bin Ebi Vakkas’ın oğlu, Ömer bin Sa’d bulunuyordu. Hz.Hüseyin ve yakınlarını su dahi vermeyerek katlettirme bahtsızlğına düştü. Bir insanın babasının şu veya bu olması onun da iyi biri olacağına işaret değildir. Ömer bin Sa’d da, müslümanların nefretini kazanmış bedbaht bir insandır.

Kerbela Olayının sonuçları ağır olmuştur. Bu elim hadise ile İslam dünyasında ayrılıklar ve mezhep ayrılığı derinleşmiştir. Müslümanlar, Peygamber torununun bu şekilde katledilmesinin utancını yüzyıllarca yaşamak durumunda kalmışlardır. Her 10 Muharrem’de bu acıyı yeniden yaşıyoruz ve Hz.Hüseyin’in ve yakınlarının katillerine lanetler okuyoruz.



KERBELA BİZE DERS OLSUN

Kerbela çöllerinde Sevgili Peygamberimizin gözbebeği Hz. Hüseyin ile 23'ü ehlibeytten olmak üzere 72 şehidin verilmesinde Kufelilerin büyük payı vardı. Söz vermelerine rağmen Hz. Hüseyin'i yalnız bırakan Kufelilerin (Yemenlilerin) yaptığı yanlış nedeniyle bugün Ortadoğu'da halen Irak, Suriye gibi..  ülkelerde kan ve gözyaşı dinmiyor. Bu zulmün cezası, geçmişten bugüne kadar çalkalanan Ortadoğu'da kan ve gözyaşı olarak kıyamete kadar maalesef sürecek gibi gözüküyor, inşallah öyle olmaz.. Tarihte yaşanmış ve geri dönüşü olmayan böylesi korkunç bir olayı değiştirmek elbette mümkün değildir. Ancak bize düşen bu korkunç olaydan gerekli dersi çıkararak fitne ve ayrımcılığın bir millete nelere mal olduğunu görmektir. Fitne ve ayrımcılığa asla prim vermeden, Allah ve Peygamber sevgisi etrafında kenetlenmeliyiz.

Hz. Peygamberi, onun aile fertlerini ve ashabını sevmek hepimizin ortak heyecanı olmalıdır. İyi bilelim ki, huzurlu bir toplum halinde yaşayabilmek, yüce dinimizin öğrettiği karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı kardeşliği, birlik ve beraberliği korumakla mümkündür. Dileğimiz yeni Kerbela'lar yaşanmasın. Nasıl ki, aşure; acısı, tatlısı ve ekşisiyle ortak bir tad oluşturuyorsa bizler de Lazıyla, Çerkeziyle, Türküyle, Kürdüyle..  ortak bir millet olarak aynı devlette yaşamasını bilelim.

lokmanozkul@gmail.com

Lokman ÖZKUL
Eğitimci-Yazar

İslam tarihinin siyasi kırılma noktası: Kerbela

Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ve 72 yakınının şehit düştüğü "Kerbela olayı", İslam tarihinin siyasi anlamda en önemli kırılma noktalarından birini oluşturuyor.

İslam tarihinin siyasi kırılma noktası: Kerbela
Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ve 72 yakınının şehit düştüğü "Kerbela olayı", İslam tarihinin siyasi anlamda en önemli kırılma noktalarından birini oluşturuyor.

Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edildiği Kerbela olayının 1339. yılı muharrem ayının onuncu gününe denk gelen 09 Eylül Pazartesi günü yad edilecek.

Irak'ın Kufe kenti yakınlarındaki Kerbela Çölü'nde 10 Ekim 680'de Emevi Devleti'nin 2'nci halifesi Yezid bin Muaviye tarafından Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edilmesi, İslam tarihinde asırlardır dinmeyen bir acı olarak yer aldı.

Emevi Devleti'nin ilk halifesi Muaviye bin Ebu Süfyan'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yezid'in Hazreti Hüseyin'in kendisine biat etmesini istemesi nedeniyle yaşanan üzücü hadiseler, Hazreti Muhammed'i ve onun ehlibeytini seven müminleri derinden yaraladı.

Hazreti Hüseyin ve beraberindekilerin muharrem ayının onuncu günü olan "Aşure Günü"nde şehit edilmeleri nedeniyle bugün, "matem günü" olarak görülüyor.

"Halifelik" makamı saltanata dönüştürülmek istendi

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Yezid tarafından Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edilmesi, siyasi hırs ve zulümlerin asırlarca dinmeyecek sonuçlar vereceğini gösteren acı bir örnek oldu.

Uzun süren siyasi mücadeleler sonucu 661'de halifelik makamını ele geçiren Muaviye, Hazreti Hasan'ın şehadetinden sonra "halifelik" makamının saltanata dönüştürülmesi adına oğlu Yezid için halktan biat almaya başladı. Fakat Hazreti Hüseyin bu durumu kabullenmedi.

Muaviye'nin 680'de ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yezid, ilk iş olarak Hazreti Hüseyin'in biatını almak istedi. Hazreti Hüseyin biat ettirilmesine yönelik baskılar artırılınca durumun kötüye gideceğini anlayarak, aile fertleriyle Mayıs 680'de Mekke'ye doğru hareket etti.

Mekke'ye gelen Kufeliler ise Hazreti Hüseyin'i şehirlerine davet ederek, Emevilere karşı bir birlik oluşturmayı teklif etti.

Hazreti Hüseyin ihanete uğradı

Hazreti Hüseyin daha önce hem babası Hazreti Ali'ye hem de ağabeyi Hazreti Hasan'a karşı ihanetlerine şahit olduğu Kufelilerin samimiyetlerini anlamak için amcasının oğlu Müslim bin Akil'i Kufe'ye gönderdi.

Kufe'de 18 bin kişi Müslim'in önünde Hazreti Hüseyin'e biat etti. Ancak daha sonra Kufeliler ihanet ederek, Emevilerin Müslim'i öldürmesine göz yumdu.

Bu arada son gelişmelerden haberdar olamayan Hazreti Hüseyin, aile fertleriyle Kufe'ye doğru yola çıktı. Hazreti Hüseyin yolda Müslim'in başına gelenleri haber aldı. Fakat Müslim'in oğullarının, babalarının intikamını almak istemelerini söylemesi üzerine yoluna devam etti.

Susuz bırakılması için tedbir alındı

Kufe Valisi Ubeydullah bin Ziyad'ın bin askerle gönderdiği Hürr bin Yezid, kafilenin yola devam etmesine izin vermeyerek, Hazreti Hüseyin'e validen yeni bir emir gelinceye kadar Kufe ile Medine arasında bir yol takip etmesini söyledi.

Bunun üzerine Fırat Nehri kenarındaki Kerbela Çölü'ne önce Hazreti Hüseyin, sonra Ömer bin Sa'd vardı. Kufe Valisi Ubeydullah, Ömer'e Hazreti Hüseyin'den Yezid adına biat almasını, aksi halde suyla bağlantısının kesilmesini emretti. Biat teklifini kabul etmeyen Hazreti Hüseyin ve ailesinin, susuz bırakılması için tedbir alındı.

Bu durumu değerlendiren Hazreti Hüseyin ve yanındaki arkadaşları, zulme boyun eğmemek için Allah yolunda ölme kararı aldı.

Savaş öncesi "ölüm temizliği" yapıldı

Hazreti Hüseyin ile beraberindeki 32 atlı ve 40 piyade, bölgede kurulan çadırda savaş öncesi misk ve hamam otuyla bedenlerini temizledi.

Daha sonra Hazreti Hüseyin ve beraberindekiler ile Yezid taraftarları Kerbela'da karşı karşıya geldi. Ordusunun isyanından çekinen Ömer bin Sa'd, bizzat ilk oku atınca savaş başladı. Savaş meydanında Hazreti Hüseyin tarafından çok kişi öldü, geriye ehlibeytten başka kimse kalmadı.

Babası Hazreti Hüseyin'den izin alarak çadırından savaş alanına çıkan 19 yaşındaki Aliyyü'l Ekber, Kufeliler tarafından mızrak ve kılıç darbeleriyle şehit edildi. Kufeliler, Hazreti Hüseyin'in diğer çocukları Cafer ve Abdullah'ı da şehit ederken, ölen ehlibeyt mensuplarının başlarını kesmek için adeta birbirleriyle yarıştı.

Başı kesildi ve bedeni atlara ezdirildi

Kahramanca savaşan ve karşısına çıkan herkesi mağlup eden Hazreti Hüseyin ile teke tek mücadele etme cesaretine sahip olamayan Kufeliler, hep birlikte onun üzerine saldırdı.

Aldığı ok ve mızrak darbeleriyle atından yere düşen Hazreti Hüseyin'in başı kesilerek, bedeni atların ayakları altında ezildi.

Hazreti Hüseyin ve beraberindekilerin kesik başları Yezid'e gönderildi, cenazeleri ise Beni Esed mensubu El-Gadiriye köylülerince Hair denilen yerde toprağa verildi.

Ehlibeytin faziletleri dile getirildi

Emeviler tarafından Hazreti Hüseyin ve yakınlarının şehit edilmesine ilişkin Arap, Fars ve Türk edebiyatında birçok mensur ve manzum eser de kaleme alındı.

Cafer es-Sadık gibi ehlibeyt imamlarının, konuyu işleyen şairler hakkında teşvik edici sözler söylemeleri, bu tür eserlerin yaygınlaşmasında da etkili oldu.

Kerbela hadisesiyle ilgili şiirlerde insanların, tabiat olaylarının, cinlerin ve meleklerin Hazreti Hüseyin'in şehadetinden duydukları üzüntünün yanı sıra ehli beytin faziletleri dile getirilirken, olay bütün ayrıntılarıyla ve dramatik sahneler halinde tasvir edildi.

"Kerbela" kelimesindeki kerb (gam, keder, üzüntü) ve bela sözcükleriyle olay arasında bağlantı kurulurdu. Ayrıca Kerbela toprağı, şehitlerin vücutlarını barındırdığı için sevilen bir toprak olarak tasvir edilirken, sevgi ve üzüntünün bir arada dile getirildiği ağıtlara konu oldu. Kerbela bir yandan belalı yer, öte yandan büyük kahramanlıkların gösterildiği kutsal mekan olarak tanıtılırken, şairler şiirlerinde Kerbela için yağmur ve bereket duasında bulundu.

Türk tasavvuf kültürünü derinden etkiledi

Hazreti Hüseyin'in şehit edilmesini anlatan manzum ve mensur eserlerle bu konuda yazılmış mersiyeler başta olmak üzere "Kerbela" adı Türk edebiyatında önemli bir motif olarak yer aldı.

Kerbela, Hazreti Hüseyin'in başsız bedeninin gömüldüğü şehit düşülen yerken, sonraları üzerine bir türbe yapıldı, ardından suya kavuşturularak, çöl ortasında güzel bir vahaya dönüştürüldü.

Osmanlı tarihi boyunca Türk hacılarının da uğrak yeri olan Kerbela, özellikle Türk tasavvuf kültürünü derinden etkiledi.

Bu haber 200332 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Son Dakika: Başkan Erdoğan ve Putin Soçi'de mutabık kaldı..
Son Dakika: Başkan Erdoğan ve Putin Soçi'de mutabık kaldı..
Anadolu'dan Mesaj Haberleri...
Anadolu'dan Mesaj Haberleri...