Anadolu’dan Mesaj Haberleri - Osmanlı’da karantina: Salgınlarda...

Anadolu'dan Mesaj Haberleri - Osmanlı'da karantina: Salgınlarda Kabe örtüsünden, mukaddes hediyelere kadar karantina uygulanmış.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde yer alan belgelere göre, 1847-1848 ila 1892-1895'te Osmanlı'nın başkenti İstanbul'da ve diğer vilayetlerinde görülen, halkı korku ve endişeye sürükleyen kolera salgını ülkeyi yangın yerine çevirdi. Ortaya çıktığı dönemlerde "illet-i adiyye" olarak da anılan kolera pandemisi, çok sayıda insanın ölümüne neden olduğu için Osmanlı Devleti yöneticileri, bu salgına karşı ciddi ve çok yönlü tedbirler aldı.

02 Mayıs 2020 - 10:44 - Güncelleme: 03 Mayıs 2020 - 05:20

Osmanlı'da karantina: Salgınlarda Kabe örtüsünden, mukaddes hediyelere kadar karantina uygulanmış

Giriş Tarihi: 1.5.2020  17:06 Güncelleme Tarihi: 2.5.2020  10:15 

Osmanlı'da dikkat çeken uygulama: Kabe'nin örtüsüne karantina

Günümüzde dünyanın güçlü devletlerini koronavirüs salgını nedeniyle başvurmak zorunda kaldığı, şehirlere girişin yasaklanması ve karantina gibi sıkı tedbirlerin 19'uncu yüzyılda Osmanlı Devleti tarafından da uygulandığı öğrenildi.

Osmanlı'da dikkat çeken uygulama: Kabe'nin örtüsüne karantina

​​​​​Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’nde yer alan belgelere göre, 1847-1848 ila 1892-1895’te Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul’da ve diğer vilayetlerinde görülen, halkı korku ve endişeye sürükleyen kolera salgını ülkeyi yangın yerine çevirdi.

Ortaya çıktığı dönemlerde “illet-i adiyye” olarak da anılan kolera pandemisi, çok sayıda insanın ölümüne neden olduğu için Osmanlı Devleti yöneticileri, bu salgına karşı ciddi ve çok yönlü tedbirler aldı.

Yaşamsal tedbirler ve karantina uygulamaları İstanbul’dan Kudüs’e, Beyrut’tan Bağdat’a ve Mekke’ye kadar uzandı.

Osmanlı'da dikkat çeken uygulama: Kabe'nin örtüsüne karantina ...

Kabe'nin örtüsüne karantina

1847-1848 yıllarında İstanbul’da yaşanan kolera salgınına karşı alınan tedbirler çerçevesinde, o dönemde Mekke’den getirilen Kabe örtüsüne uygulanan karantina dikkat çekiyor. Alınan bu tedbir, 12 Ocak 1848 (H. 5 Safer 1264) tarihli Osmanlı arşiv vesikasına yansıdı. Kabe örtüsü, 3 günlük karantina sonrası Topkapı Sarayı Hümayunu’nda Hırka-i Şerif Dairesi’ne nakledildi.

Kudüs’e ziyaretler durduruldu

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Orta Doğu Tarihi Uzmanı Dr. Mehmet Çelik, Osmanlı’nın salgınlarda aldığı kararlara ve o dönemde yaşananlara yönelik açıklamada bulundu.

Çelik, Osmanlı Devleti’nin farklı dönemlerde çok defa salgınla mücadele ettiğini ve katı önlemler aldığını söyledi.

Osmanlı’nın İstanbul’un yanı sıra hakim olduğu coğrafya itibarıyla pek çok vilayette katı kurallar uygulayarak salgınla mücadele belirten Çelik, şunları anlattı:

“İlk dönem salgınının etkileri geçmesine rağmen tedbiri elden bırakmayan Osmanlı İdaresi, 9 Kasım 1889 tarihli Osmanlı arşiv belgesine göre, Bağdat’ta yaşayan Yahudilerin kolera salgını yüzünden şehir merkezine defin yapma yasağını ihlal etmelerinden dolayı Yahudilere tolerans gösterilmemiş. Basra, Samarra ve İran’daki Müslümanların hac ziyaretleri salgın münasebetiyle yasaklanmış. Kolera salgınından dolayı Kudüs’e ziyaretin yasaklanması da 18 Ağustos 1891 tarihli gazetelerde basına yansımış. Bu uygulamalar merkezden verilen kararların vilayetlerde ciddi şekilde uygulanması ile başarıya ulaşmış.”

A Haber's tweet - Sefirlere karantina uygulandı

Bu dönemde İstanbul’a gelen sefirlere katı karantina uygulaması yapıldığını aktaran Çelik, 24 Eylül 1893 tarihinde Alman sefirini karantinada tutmak için bir baraka yapıldığını ve sefire tahsis edildiğini söyledi.

“25 Eylül 1892 tarihli bir evrakta Rus sefiri Mösyö Nelidof’un, ailesiyle beraber Osmanlı’ya gelirken karantinaya alındığını ve Osmanlı idaresinde Kosova Vilayeti’ne bağlı olan günümüzde Sırbistan’ın Vranja kentine bağlı Zibefçe’de (Zibevche- Viševce) yataklı barakada karantinada kaldığını görüyoruz.” diyen Çelik, 4 Kasım 1894 tarihli diğer bir belgede de Fransa sefiri Mösyö Kambon’un İstanbul’a gelen sefirin karantinada bekletilmeye mecbur tutulduğunu aktardı.

Kutsal topraklardan gelen hediyelerin Osmanlı payitahtına taşındığı feraşet torbalarına da karantina uygulandığını aktaran Çelik, “5 Şubat 1850 tarihli arşiv belgesinde de Haremeyn’den gelen feraşet torbalarıyla, kutsal emanetlere karantina uygulandığı görülürken, bu eşyaların karışmaması için de dikkat edilmesi çalışanlara bildirilmiş.” diye konuştu.

Mehmet Çelik, sonraki yıllarda kolera salgını nedeniyle Topkapı Sarayı’nda görevli memurların sıhhi tedbirlere titizlikle uymaları, temastan uzak durmaları gerektiğinin tebliğ edildiğini kaydetti.

Meyve sebze satışlarına kısıtlama

Çelik, Osmanlı idaresinin, İstanbul’u kasıp kavuran kolera salgınına karşı 9 Kasım 1893’te açıkta satılan sebze, meyve ve etlerin satımını yasaklandığının da tarihi belgelere yansıdığını, salgına karşı alınacak tedbirler kapsamında 1895’te midye, salyangoz, ahtapot ve benzeri deniz ürünlerinin satışına da yasak getirildiğini bildirdi.

Devletin karşı karşıya kaldığı bu salgına yönelik yaptığı mücadelelerin dönemin şartlarına bakıldığında oldukça dikkat çektiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Arşiv belgelerinden de görüldüğü üzere bu salgının Osmanlı vilayetlerinde yayılmasının önüne geçmek ve etkileri azaltmak amacıyla Osmanlı İdaresi, alınan tedbirlerin etkili şekilde uygulanması ve üst düzeyde devlet temsilcilerinin de bu tedbirlere riayet etmeleri için birçok uygulama getirmiştir. Osmanlı Devleti’nin aldığı bu tedbirler, salgına karşı mücadeledeki ciddiyetini göstermesi açısından çok önemlidir.”

Osmanlı'da dikkat çeken uygulama: Kabe'nin örtüsüne karantina ...

Günümüzde dünyanın güçlü devletlerinin Kovit-19 salgını nedeniyle başvurmak zorunda kaldığı, şehirlere girişin yasaklanması ve karantina gibi sıkı tedbirlerin 19'uncu yüzyılda Osmanlı Devleti tarafından da uygulanmak zorunda kalındığı ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerinde yer alan belgelere göre, 1847-1848 ila 1892-1895teOsmanlının başkenti İstanbulda ve diğer vilayetlerinde görülen, halkı korku ve endişeye sürükleyen kolera salgını ülkeyi yangın yerine çevirdi.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde yer alan belgelere göre, 1847-1848 ila 1892-1895'te Osmanlı 'nın başkenti İstanbul'da ve diğer vilayetlerinde görülen, halkı korku ve endişeye sürükleyen kolera salgını ülkeyi yangın yerine çevirdi.

Ortaya çıktığı dönemlerde illet-i adiyye olarak da anılan kolera pandemisi, çok sayıda insanın ölümüne neden olduğu için Osmanlı Devleti yöneticileri, bu salgına karşı ciddi ve çok yönlü tedbirler aldı.

  • Ortaya çıktığı dönemlerde "illet-i adiyye" olarak da anılan kolera pandemisi, çok sayıda insanın ölümüne neden olduğu için Osmanlı Devleti yöneticileri, bu salgına karşı ciddi ve çok yönlü tedbirler aldı.

  •  
  • Yaşamsal tedbirler ve karantina uygulamaları İstanbuldan Kudüse, Beyruttan Bağdata ve Mekkeye kadar uzandı.

    Yaşamsal tedbirler ve karantina uygulamaları İstanbul'dan Kudüs'e, Beyrut'tan Bağdat'a ve Mekke'ye kadar uzandı.

    1847-1848 yıllarında İstanbulda yaşanan kolera salgınına karşı alınan tedbirler çerçevesinde, o dönemde Mekkeden getirilen Kabe örtüsüne uygulanan karantina dikkat çekiyor. Alınan bu tedbir, 12 Ocak 1848 (H. 5 Safer 1264) tarihli Osmanlı arşiv vesikasına yansıdı. Kabe örtüsü, 3 günlük karantina sonrası Topkapı Sarayı Hümayununda Hırka-i Şerif Dairesine nakledildi.

  • 1847-1848 yıllarında İstanbul'da yaşanan kolera salgınına karşı alınan tedbirler çerçevesinde, o dönemde Mekke'den getirilen Kabe örtüsüne uygulanan karantina dikkat çekiyor. Alınan bu tedbir, 12 Ocak 1848 (H. 5 Safer 1264) tarihli Osmanlı arşiv vesikasına yansıdı. Kabe örtüsü, 3 günlük karantina sonrası Topkapı Sarayı Hümayunu'nda Hırka-i Şerif Dairesi'ne nakledildi.

    Kudüse ziyaretler yasaklanmışKaramanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Orta Doğu Tarihi Uzmanı Dr. Mehmet Çelik, Osmanlının salgınlarda aldığı kararlara ve o dönemde yaşananlara yönelik açıklamada bulundu.Çelik, Osmanlı Devletinin farklı dönemlerde çok defa salgınla mücadele ettiğini ve katı önlemler aldığını söyledi.

  • Kudüs'e ziyaretler yasaklanmış

    Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Orta Doğu Tarihi Uzmanı Dr. Mehmet Çelik, Osmanlı'nın salgınlarda aldığı kararlara ve o dönemde yaşananlara yönelik açıklamada bulundu.

    Çelik, Osmanlı Devleti'nin farklı dönemlerde çok defa salgınla mücadele ettiğini ve katı önlemler aldığını söyledi.

    Osmanlının İstanbulun yanı sıra hakim olduğu coğrafya itibarıyla pek çok vilayette katı kurallar uygulayarak salgınla mücadele belirten Çelik, şunları anlattı:İlk dönem salgınının etkileri geçmesine rağmen tedbiri elden bırakmayan Osmanlı İdaresi, 9 Kasım 1889 tarihli Osmanlı arşiv belgesine göre, Bağdatta yaşayan Yahudilerin kolera salgını yüzünden şehir merkezine defin yapma yasağını ihlal etmelerinden dolayı Yahudilere tolerans gösterilmemiş. Basra, Samarra ve İrandaki Müslümanların hac ziyaretleri salgın münasebetiyle yasaklanmış. Kolera salgınından dolayı Kudüse ziyaretin yasaklanması da 18 Ağustos 1891 tarihli gazetelerde basına yansımış. Bu uygulamalar merkezden verilen kararların vilayetlerde ciddi şekilde uygulanması ile başarıya ulaşmış.

  • Osmanlı'nın İstanbul'un yanı sıra hakim olduğu coğrafya itibarıyla pek çok vilayette katı kurallar uygulayarak salgınla mücadele belirten Çelik, şunları anlattı:

    "İlk dönem salgınının etkileri geçmesine rağmen tedbiri elden bırakmayan Osmanlı İdaresi, 9 Kasım 1889 tarihli Osmanlı arşiv belgesine göre, Bağdat'ta yaşayan Yahudilerin kolera salgını yüzünden şehir merkezine defin yapma yasağını ihlal etmelerinden dolayı Yahudilere tolerans gösterilmemiş. Basra, Samarra ve İran'daki Müslümanların hac ziyaretleri salgın münasebetiyle yasaklanmış. Kolera salgınından dolayı Kudüs'e ziyaretin yasaklanması da 18 Ağustos 1891 tarihli gazetelerde basına yansımış. Bu uygulamalar merkezden verilen kararların vilayetlerde ciddi şekilde uygulanması ile başarıya ulaşmış."

    Sefirlere karantina uygulanmışBu dönemde İstanbula gelen sefirlere katı karantina uygulaması yapıldığını aktaran Çelik, 24 Eylül 1893 tarihinde Alman sefirini karantinada tutmak için bir baraka yapıldığını ve sefire tahsis edildiğini söyledi.25 Eylül 1892 tarihli bir evrakta Rus sefiri Mösyö Nelidofun, ailesiyle beraber Osmanlıya gelirken karantinaya alındığını ve Osmanlı idaresinde Kosova Vilayeti’ne bağlı olan günümüzde Sırbistanın Vranja kentine bağlı Zibefçede (Zibevche- Viševce) yataklı barakada karantinada kaldığını görüyoruz. diyen Çelik, 4 Kasım 1894 tarihli diğer bir belgede de Fransa sefiri Mösyö Kambonun İstanbula gelen sefirin karantinada bekletilmeye mecbur tutulduğunu aktardı.

  • Sefirlere karantina uygulanmış

    Bu dönemde İstanbul'a gelen sefirlere katı karantina uygulaması yapıldığını aktaran Çelik, 24 Eylül 1893 tarihinde Alman sefirini karantinada tutmak için bir baraka yapıldığını ve sefire tahsis edildiğini söyledi.

    "25 Eylül 1892 tarihli bir evrakta Rus sefiri Mösyö Nelidof'un, ailesiyle beraber Osmanlı'ya gelirken karantinaya alındığını ve Osmanlı idaresinde Kosova Vilayeti’ne bağlı olan günümüzde Sırbistan'ın Vranja kentine bağlı Zibefçe'de (Zibevche- Viševce) yataklı barakada karantinada kaldığını görüyoruz." diyen Çelik, 4 Kasım 1894 tarihli diğer bir belgede de Fransa sefiri Mösyö Kambon'un İstanbul'a gelen sefirin karantinada bekletilmeye mecbur tutulduğunu aktardı.

    Osmanlı’da dikkat çeken uygulama: Kabe’nin örtüsüne karantina

    Günümüzde dünyanın güçlü devletlerinin Kovit-19 salgını nedeniyle başvurmak zorunda kaldığı, şehirlere girişin yasaklanması ve karantina gibi sıkı tedbirlerin 19'uncu yüzyılda Osmanlı Devleti tarafından da uygulanmak zorunda kalındığı ortaya çıktı.

    Osmanlı’da dikkat çeken uygulama: Kabe’nin örtüsüne karantina

    Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri'nde yer alan belgelere göre, 1847-1848 ila 1892-1895'te Osmanlı'nın başkenti İstanbul'da ve diğer vilayetlerinde görülen, halkı korku ve endişeye sürükleyen kolera salgını ülkeyi yangın yerine çevirdi.

    Ortaya çıktığı dönemlerde "illet-i adiyye" olarak da anılan kolera pandemisi, çok sayıda insanın ölümüne neden olduğu için Osmanlı Devleti yöneticileri, bu salgına karşı ciddi ve çok yönlü tedbirler aldı.

    Yaşamsal tedbirler ve karantina uygulamaları İstanbul'dan Kudüs'e, Beyrut'tan Bağdat'a ve Mekke'ye kadar uzandı.

    Kabe'nin örtüsüne karantina
    1847-1848 yıllarında İstanbul'da yaşanan kolera salgınına karşı alınan tedbirler çerçevesinde, o dönemde Mekke'den getirilen Kabe örtüsüne uygulanan karantina dikkat çekiyor. Alınan bu tedbir, 12 Ocak 1848 (H. 5 Safer 1264) tarihli Osmanlı arşiv vesikasına yansıdı. Kabe örtüsü, 3 günlük karantina sonrası Topkapı Sarayı Hümayunu'nda Hırka-i Şerif Dairesi'ne nakledildi.Kutsal topraklardan gelen hediyelerin Osmanlı payitahtına taşındığı feraşet torbalarına da karantina uygulandığını aktaran Çelik, 5 Şubat 1850 tarihli arşiv belgesinde de Haremeynden gelen feraşet torbalarıyla, kutsal emanetlere karantina uygulandığı görülürken, bu eşyaların karışmaması için de dikkat edilmesi çalışanlara bildirilmiş. diye konuştu.Mehmet Çelik, sonraki yıllarda kolera salgını nedeniyle Topkapı Sarayında görevli memurların sıhhi tedbirlere titizlikle uymaları, temastan uzak durmaları gerektiğinin tebliğ edildiğini kaydetti.

  • Kutsal topraklardan gelen hediyelerin Osmanlı payitahtına taşındığı feraşet torbalarına da karantina uygulandığını aktaran Çelik, "5 Şubat 1850 tarihli arşiv belgesinde de Haremeyn'den gelen feraşet torbalarıyla, kutsal emanetlere karantina uygulandığı görülürken, bu eşyaların karışmaması için de dikkat edilmesi çalışanlara bildirilmiş." diye konuştu.

    Mehmet Çelik, sonraki yıllarda kolera salgını nedeniyle Topkapı Sarayı'nda görevli memurların sıhhi tedbirlere titizlikle uymaları, temastan uzak durmaları gerektiğinin tebliğ edildiğini kaydetti.

    Meyve, sebze ve deniz ürünleri satışına kısıtlamaÇelik, Osmanlı idaresinin, İstanbulu kasıp kavuran kolera salgınına karşı 9 Kasım 1893te açıkta satılan sebze, meyve ve etlerin satımını yasaklandığının da tarihi belgelere yansıdığını, salgına karşı alınacak tedbirler kapsamında 1895te midye, salyangoz, ahtapot ve benzeri deniz ürünlerinin satışına da yasak getirildiğini bildirdi.

  • Meyve, sebze ve deniz ürünleri satışına kısıtlama

    Çelik, Osmanlı idaresinin, İstanbul'u kasıp kavuran kolera salgınına karşı 9 Kasım 1893'te açıkta satılan sebze, meyve ve etlerin satımını yasaklandığının da tarihi belgelere yansıdığını, salgına karşı alınacak tedbirler kapsamında 1895'te midye, salyangoz, ahtapot ve benzeri deniz ürünlerinin satışına da yasak getirildiğini bildirdi.

    Devletin karşı karşıya kaldığı bu salgına yönelik yaptığı mücadelelerin dönemin şartlarına bakıldığında oldukça dikkat çektiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:Arşiv belgelerinden de görüldüğü üzere bu salgının Osmanlı vilayetlerinde yayılmasının önüne geçmek ve etkileri azaltmak amacıyla Osmanlı İdaresi, alınan tedbirlerin etkili şekilde uygulanması ve üst düzeyde devlet temsilcilerinin de bu tedbirlere riayet etmeleri için birçok uygulama getirmiştir. Osmanlı Devletinin aldığı bu tedbirler, salgına karşı mücadeledeki ciddiyetini göstermesi açısından çok önemlidir.

  • Devletin karşı karşıya kaldığı bu salgına yönelik yaptığı mücadelelerin dönemin şartlarına bakıldığında oldukça dikkat çektiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Arşiv belgelerinden de görüldüğü üzere bu salgının Osmanlı vilayetlerinde yayılmasının önüne geçmek ve etkileri azaltmak amacıyla Osmanlı İdaresi, alınan tedbirlerin etkili şekilde uygulanması ve üst düzeyde devlet temsilcilerinin de bu tedbirlere riayet etmeleri için birçok uygulama getirmiştir. Osmanlı Devleti'nin aldığı bu tedbirler, salgına karşı mücadeledeki ciddiyetini göstermesi açısından çok önemlidir."

    Osmanlı’da dikkat çeken uygulama: Kabe’nin örtüsüne karantina

Günümüzde dünyanın güçlü devletlerinin Kovit-19 salgını nedeniyle başvurmak zorunda kaldığı, şehirlere girişin yasaklanması ve karantina gibi sıkı tedbirlerin 19'uncu yüzyılda Osmanlı Devleti tarafından da uygulanmak zorunda kalındığı ortaya çıktı.

Bu haber 200346 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İnternetin lağım çukuru olan Ekşi Sözlük İslam düşmanlarıyla dolu! Alçaklıkta sınır tanımadılar....
İnternetin lağım çukuru olan Ekşi Sözlük İslam...
İnternetin lağım çukuru olan Ekşi Sözlük İslam düşmanlarıyla dolu! Alçaklıkta sınır tanımadılar....
İnternetin lağım çukuru olan Ekşi Sözlük İslam...